|
3 kişi kendisini tutuyor, 1 arkadaşı var.
şu an yaşadığı yer İstanbul. chief editör / tanbul.com olarak çalışıyor. www.blogreyfurt.com adlı bir sitesi var.
kabuğu ironi kaplı,içi ise trajik tanelerle bezenmiş nefis lezzet. İçini görebilmek için kabuğunu kırman lazım wotkarock 06 Ağustos 2008 09:20sarı kafalım :D:D:D JjOsephina 04 Ağustos 2008 13:46içe içe saçımızada işlemiş meret yokkk olmadı aşkım bişeler yapalım :D wotkarock 04 Ağustos 2008 13:54fena canım sıkıldı backoffice tırtladı boş boş sevgiliminde sıkılmış sanırım beni aradı hepten canı sıkıldı tam salağa bağladık konuşamıoruz bide geçmez şu son bir hafta sonraki bir haftada deli gibi hızlı geçer kafada sarı zaten iki kız beceremediniz yaa tuu size en iisi koyultmak kocaman adam olduk evlenip barklancaz yaptıklarımıza bak:p sosyomatında mınaa koim işinde en iiisi sızıp sızıp uyumak öffffffffffffffffff kendine gel olomm wotkarock 04 Ağustos 2008 15:41hayıııırrrrr JjOsephina 04 Ağustos 2008 15:49seni seviyorum ... iyi ki doğmuşsun ve gülümsemişsin bana... sonsuza kadar... JjOsephina 01 Ağustos 2008 10:19hiç yorulmadan hiç bıkmadan her kelimesinde en içten haliyle seniiiiiiii çok seviyoruuummmmm kontesimmmm:)):):):) wotkarock 01 Ağustos 2008 18:38heyy selam.. bugün benim doğum günüm diye başlayan bir mesajla açıldı perde.. profiline bakmıştım uzun uzun sonra hiç utanmadan doğum günümü kutlatmıştım mesajımla:) ozamandan bu zamana tam bir sene geçti.. bu bir sene öyle yoğun yaşandı ki herşeyiyle.. hainleri barındırdık, sarhoşluklarımızı, soluğumuz kesilene kadar gülüşleri, konseri festivali, en hareretli kavgasından en muhteşem sevişmeleri, ağlayışlarımızı.. tutkuyu.. bağlılığı.. parasızlığı.. özlemleri.. herbiriyle onunla olan her saniyesiyle inanılmazdı.. ikimizde hep bildik ki ne o bensiz nede ben onsuz burada yapamazdık.. bakışlarıyla ruhumu almıştı.. ve edepsizce daha ilk buluşmamızda dudaklarına yapışmamla tenimede sahip olmuş bütün hücrelerimi bahşetmiştim ona.. anlatıcak yazıcak öyle çok şey varki ama sabah bu romantikliği kaldırmaz:) işte bütün bunlar yüzünden kendime iyiki doğmuşum diyebiliyorum... wotkarock 01 Ağustos 2008 08:52ben kendi işimde bu kadar çok çalışmıyorudum ey tabut.. yoruldum çirkinleştim huysuzlaştım acıktım herkes rengini kaybetmeye başladı serverlar arıza veriyor hayata bak çemkiresim var biri beni rahatlatsın.. wotkarock 31 Temmuz 2008 17:30sabret aşkımcım aaa bu ne sinir bu ne ızdırap.. seni seviyorum ben çomçok:D JjOsephina 31 Temmuz 2008 14:51yarın doğum günün buna bir gönderme yapıyorsan.. bu arada yine kafaları yediriyor bana burası... JjOsephina 31 Temmuz 2008 16:33üç gün ortadan kayboldum tutan sayınızda bir artış olmuş JjOsephina 31 Temmuz 2008 12:52sen kendi tutanlarına bak hemende çamur 1 kişi tutmuş farkında bile değildim sen söyleyene kadar ah sevgilim ahhh wotkarock 31 Temmuz 2008 13:03bir teoriye göre insan ruhu topografik olarak resimlendiği zaman iç içe geçmiş yüzlerce katmanla karşılaşılır. katmanlar anima ve animusla iki ayrı kutupta birbirilerinin etrafında dönen paraboller biçimindedir. her katmanda bulunan parabollerin renkleri, dönme frekansları ve yörüngeleri farklıdır. paraboller katmanlardan içeriye doğru ilerlendikçe iç içe geçmeye başlarlar. en sondaki ve dipte duran ''öz'' de ise paraboller birleşir ve bir sonsuzluk işaretine dönüşür. yüzeyde birbirinden olabildiğince ayrık olan bu katmanlar, aslında aynı kaynaktan su alan nehirler gibi bedeni besler. beden kanla algılanabilirlik kazanır. en dış katmanın üzeri giderek nasırlaşsa da, en içte bulunan bu tanımlanamaz bölge, her zaman narin, sessiz, iklimini kendi seçen, tek başına yarattığı evrende tek başına yaşayan bir tanrı gibidir. hayat, her zaman oraya tecavüz etmek ister. çünkü hayat tek başına tanrı olmalıdır. kendi barındırdıklarına boyun eğdirerek varlığını sürdürür. hayat kısıtlar, devinimleri, sağaltımları, algıyı kısıtlar. görüngüyü kendi yörüngesi yapmaya çalışır. böylece hayat kendini bizden korur. kendini bize göre biçimlendirmek yerine, bizi kendine göre biçimlendirir. müzik, ''öz''ü besleyen üç beş şeyden bir tanesidir. ancak müzik, yüzlerce kabuğu olan ve üstü kavruklaşmış olan ruhlarımızın içine sızarken çoğu zaman beceriksizdir. içimize salınan hareketli bir salsayla, tutku dolu olduğunu edindiğimiz bir tangoyla öğretilmiş hislerle yüzeyden gelen sinyallerle dansederiz örneğin. insan ruhu, hissettiklerini harekete çevirerek ruhunun yüzeyini döşer. ancak bazı melodiler ve sesler vardır ki, yüzeyi delip geçer ve direkt olarak ''öz''ü hedefler. psikiyatri ilimi bu durumu katatoniyle karıştırır çoğu zaman. kalakalma eylemi, belki de hayatın bize yedirdikleri dışında elimizde kalan son eylemdir. zaman yavaşlar, durup bakma isteğiyle bizi doldurur bu eylem. durduğunuz zaman ise algılamaya başlarsınız. S. wotkarock 23 Temmuz 2008 12:15So familiar and overwhelmingly warm JjOsephina 23 Temmuz 2008 12:26sarhoşluğum
|